HSK - Stipendiaten

Home

Merve Şimşek

Interview mit Merve ŞİMŞEK    

 

Universität:               Marmara Üniversitesi                        

Studienfach:            Almanca Mütercim-Tercümanlık Bölümü                  

Studienjahr:             3                      

Semester:                5                      

Stipendienart:          Yaz Kursu Bursu        

Stipendiat seit:        03-28 Ağustos 2009

 

Welche Erfahrungen haben Sie bisher im Ausland sammeln können?

İnsanların ne kadar farklı ve ne kadar benzer olduklarını anlamamı sağlayan birçok şey yaşadım. Aslında insanların belli amaçlar uğrunda bir araya geldiklerinde ne kadar iyi işler çıkardıklarına ve aralarındaki –ülkelerinin tarihinden, kültürlerinden, dinlerinden ve dillerinden kaynaklanan- sorunları nasıl görmezden geldiklerine şahit oldum. Dünyanın diğer ucundaki bir insanın seni tanıyıp, nasıl olduğunu merak ettiği için sana mail atmasının nasıl bir duygu olduğunu anladım. Almanya’da sabah 10.09’da kalkan bir trenle Bremen’den Berlin’e seyahat etmenin ne demek olduğunu ve "soğuk" dedikleri Almanların aslında nasıl ve neden öyle göründüklerini anladım. Hafta sonu ve akşamları İstanbul’a göre çoook erken saatte, kaldığım evin yakınlarındaki bütün marketler kapalı olduğunda gece aç yatmanın ne demek olduğunu daha ilk günden anladım. Aslında daha bir sürü şey sayabilirim... Ufkum genişledi dersem yalan olur... Yeni bir ufuk edindim...

Gibt es eine besondere Geschichte, die Ihnen in Bezug auf Ihren Auslandsaufenthalt in Erinnerung geblieben ist?

Aslında çok fazla hikayem var ve döndüğümden beri herkese anlatıyorum. Hochschule Bremen’de bir ay geçirdim ve kursta gerçekten dünyanın dört bir yanından öğrenci vardı. Dolayısıyla her dakika komik ve şaşrtıcı şeyler yaşıyorduk. Bremen’i seçmiş olmakdan hala o kadar mutluyum ki...

Örneğin; kurs süresince ve kurstan sonra Almanya’nın birçok şehrini gezdim. Trenle ve uçakla seyahat ettim. Özellikle trenle seyahat ettiğim zamanlarda –kocaman bir valizim olduğundan- yardıma ihtiyaç duyuyordum. Fakat... hiç kimse ama hiç kimse yardım etmedi. Bütün bir ayın sonunda bir gün –sanırım Hamburg’da- trene binerken bir adam yaklaştı ve yardım etmek istediğini söyledi. Ben tam teşekkür ederken -ne yazık ki çelimsiz bir adamdı- taşıyamayacağını anladı ve ben de ona yardım ettim.

Araçlar için yeşil, yayalar için kırmızı ışık yanarken eğer yolda ya da yakınlarda araç yoksa birkaç kişi bütün kuralları çiğneyip karşıya geçiyordu: bir Türk (ben), bir İtalyan ve bir Rumen.

Bir gün 8-10 kişilik bir grupla Bremen sokaklarında dolaşırken İtalyanlardan biri döner yemek istediğini söyledi ve Taksim Döner diye bir yer bulduk. İçeri girdik ve İtalyan hemen "Türkçe biliyor musunuz?" diye sordu dönerciye. Adam da "Tabii ki" dedi. Sonra beni göstererek "O da biliyor" dediler ama dönercideki kimse –fiziksel özelliklerimden dolayı – inanmadı, sonra konuşmaya başladım ve dönerci herkese bedava dürüm vermişti.

Bir akşam "Happy Hour"dan nasibimizi almak için bir cafe-barda oturuken adeta Temel fıkrası canlandırıyor gibiydik. Bir Türk, bir İtalyan, bir Finli, bir Ukraynalı, bir Rus, bir Rumen ve bir de Alman aynı masada oturuyorduk. Saatlerce orada kaldık ve sohbet ettik. Hatta bir ara Alman arkadaşla birlikte Almanya’daki Türklerin sorunlarına değinmeye başlamıştık. Daha sonra kalktık ve kasaya doğru gittik. Ben parayı uzatırken kasadaki zenci adam bana "Türk müsünüz?" diye sordu. Konuşmalarımızı duymuş. Togolu olduğunu söyledi. Sonra "Ben Türkçe bir şey biliyorum. Söylememi ister misin?" dedi. Ben "Merhaba", "Nasılsın?" veya "evet-hayır" gibi bir şey beklerken, Togolu zenci aksansız bir şekilde şöyle dedi: "Tavuk g***nü görmüş yara zannetmiş."

Was hat Ihnen das Stipendium des DAAD gebracht?

Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’nde bulunan DAAD bürosunda çalışan bir hocamın ve Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi olan bir hocamın yardımıyla bu burstan haberim oldu. Bu konuyla çok ilgilendiler ve çok desteklediler.

Was raten Sie Interessenten für ein Studium in Deutschland bzw. in der Türkei?

Ben bir tercüman olarak Almanca bilmenin ne kadar değerli bir şey olduğunu oraya gidince daha iyi kavradım. Bu konuyla ilgilenen herkesin ayağına gelmiş bir fırsat DAAD bursu... Bu burs sayesinde yaşadıklarımın ve öğrendiklerimin karşılığı yok... Aslında bana kimse bir şey önermedi, ben de ne diyebilirim bilmiyorum. İnsan bunun ne kadar büyük ve akıllıca bir hizmet olduğunu anlasa zaten bir an beklemez hemen başvurur.

Öğrenci olmanın ve başka bir ülkede seninle aynı amacı paylaşan insanlarla yeni şeyler öğrenmenin keyfine varmak isteyen varsa biraz cesaret sahibi olup biraz da geniş görüşlü olup yurtdışında okumanın ne kadar yararlı olduğunun farkına varması gerekir. Ayrıca özellikle bir Türk’ün Almanya’da bir Alman’ın da Türkiye’de okuması, en azından bir dönemini bu ülkelerde geçirmesi mükemmel bir deneyim ve deney...

10.00’da gelmesi gereken otobüsün 11.00’de gelmesi ne kadar zorluyorsa, 10.09’daki otobüse binmek de o kadar zorluyor...

Und gerne alles weitere, was Ihnen dazu einfällt…

Her şey için, bu "her şeyin" oluşmasını sağlayan burs için çok teşekkür ederim. Ben hayatımda kendimi hiç bu kadar güvende hissetmedim (Kreuzberg’de çantamı çalmaya çalışan çocukla yaşadığım anlar hariç). O kadar çok kahkaha attım ki... Özellikle Bremen’de bir yaz geçirmenizi önerebilirim...

 

Ich stehe gerne für weitere Fragen zur Verfügung, der Emailkontakt kann über das DAAD-IC Istanbul info@daad-istanbul.com hergestellt werden.